Hüseyin Kırçıltepeli - Rekorların Ve Endişelerin Gölgesinde 2010 Ekonomisi
Türkiyenin en büyük inşaat haber portalı.

YAZAR DETAY

 

Hüseyin Kırçıltepeli

info@insaattrendy.com
01.10.2010

Rekorların Ve Endişelerin Gölgesinde 2010 Ekonomisi

 

2010 yılına 1,52 seviyesinde tutunamayarak 2009 Aralık ayının başından itibaren düşmeye başlayan bir Eur/Usd paritesi ve bu karışık ortamdan yararlanarak yükselmeye başlayan bir emtia piyasasıyla girmiştik. Şimdi geldiğimiz yılın onuncu ayında bu resmin yarısının hala piyasalarda geçerli olduğunu görebiliyoruz. Altın fiyatları önderliğinde genel olarak emtia fiyatlarında sert bir yükseliş hareketi devam ediyor. Özellikle son dönemde altın fiyatlarının 1365 dolar direnç seviyesine kadar yükselmesi gösteriyor ki gerçekten 2010 emtialar açısından oldukça parlak geçti. Altında yukarı yönlü ivmenin devam edeceğini tahmin etmek zor değil, ancak arada mutlaka düzeltmeler yaşanacaktır. Bu düzeltmelerin yaşanması spekülatif hareketlerin temizlenmese bile minimuma indirilmesi açısından önemli olacaktır. Bu tarz bir hareketliliği yakın zamanda görebiliriz. Ancak bu durum piyasalar açısından orta ve uzun vadede alım fırsatı olarak algılanacaktır. Kısacası altın o kadar önemli bir yatırım haline geldi ki derin düşüşler bile trendin değişmesine yol açmıyor. Bu durum birçok ekonomist ve yatırımcı açısından da gözden kaçmıyor. Altın fiyatlarında bu kadar seri bir yükselişin yaşanması birçok insanı da rahatsız ediyor tabi ki. Özellikle 1230 seviyesinden beri aşırı şişkinlikten söz edildiğini biliyoruz. Bu durum birçok yatırımcının bu yükselişe satışta yakalanmasına yol açtı. Ayrıca başta ünlü yatırımcı George Soros olmak üzere birçok analist ve yatırımcı da balon oluştuğundan dem vuruyorlar. Bu konuda da haksız sayılmazlar aslında. Sonuçta ortada fiziki olarak el değiştiren bir madde olmadığı halde, ciddi bir yükseliş var. Reel piyasaların bu fiyat hareketlerine ve bu arz talep dalgalanmasına belirli ölçüde ayak uyduramaması normal sayılabilir. Ancak kaydi diyebileceğimiz miktar reel miktarın üç katından bir hayli fazla olduğu görülürken bu durumun düzeltilmeden yükseleceğine inanmak bir hayli zor gözüküyor. Kısacası uzun vadede altın fiyatlarında yükseliş ivmesi görünürken orta vadede kar satışları ve düzeltme hareketleri görülebilir. Ancak satışların gelmesi için mutlaka tavan seviyenin bulunması ve teknik olduğu kadar temel faktörlerin de bu durumu desteklemesi lazım. Dolarda bir toparlanma hareketi görülmeden bu düşüş gelmeyecektir. Düşüş bekleyenlerin gözleri doların mid-curve faizlerinde olsun. Şimdilik düşüş senaryosunu desteleyen ve bekleyen Soros’un altın fiyatlarında balon uyarısı yaptığı halde, başkanı olduğu Soros Fund Management LLC adlı hedge fon 2010 yılının en büyük altın yatırımcılarından biri olarak gözüküyor. Buna piyasanın cilvesi diyebiliriz ama bu çok kestirme bir cevap olarak kalabilir. Bu ilginç durum yine Soros’un bir açıklamasıyla toparlanabilir; 2003 yılında güncellenen kitabı Finansın Kimyası’nda fiyat balonlarının nasıl şişip başa iş açtığını anlatan Soros ”piyasada oluşan fiyatlar, temel göstergelerin pasif yansımalarıdır” şeklinde açıklanan temel görüşe katılmıyor ve fiyatları otomatik olarak dengeye getirecek istikrar sağlayıcı faktörlerin olduğu görüşünü reddediyordu. Ünlü yatırımcı bu teorinin yerine fiyatlarında temel göstergeleri etkileyebildiği ‘yansıyabilirlik teorisini’ ileri sürdü. Soros böylece genel olarak bir döngünün temel alındığı bir teoriye imza atmış oldu. Bunu da şu sözlerle açıkladı: “Etkin olan piyasa hipotezi ve rasyonel beklentiler teorisi piyasaların her zaman haklı olduğunu ileri sürer, ben ise piyasaların nerdeyse her zaman yanlış olduğunu ancak çoğu zaman kendilerini doğrulayabildiklerini savunuyorum.”. Altın fiyatlarının son iki yıldır her koşulda yükselmesi sanırım bu teoriyle desteklenebilir ve bu teoriyle en azından daha net açıklanabilir.
Altın ve emtia fiyatlarının bu denli hareketli olması doların gücünden de kaynaklanıyor elbette ki. Özellikle Euro Bölgesinde yaşanan sorunlarla birlikte 2010 yılının başından itibaren hızla değer kaybeden eur/usd paritesinin yeniden 1,40 seviyesine kadar dayanması dolardaki değer kaybının boyutlarını gözler önüne seriyor. Şimdilik 1,41 direncinin çalışmasını izliyoruz. Ancak Fed’in kur savaşlarından kaynaklı olarak girdiği bu düşük faiz uygulaması devam ettiği sürece 1,41 seviyesinin kırılması ve 1,48 hedefi konulur bir duruma geldi. Şimdilik düzeltme gelmeksizin bu denli bir yükselişin olacağını düşünmüyoruz. Özellikle 1,41 civarlarından dolar faizlerinde görülebilecek yukarı yönlü bir hareket eur/usd paritesinde de ciddi bir düşüş getirecektir. Bu durumda 1,38609 seviyesinde bulunan Fibonacci desteğimiz ön plana çıkacak. Bu seviyenin altında kalınması durumunda yeni bir yıla yeniden 1,27 seviyesi civarlarında merhaba diyebiliriz. Bu işin teknik yönü elbette ki… Temel faktörlerde dikkat edilmesi gereken birkaç husus daha var. Örneğin Euronun bu denli pozitif bir seyir izlemesi Euro Bölgesi’nin ekonomik olarak bulunduğu durumdan ziyade Çin’in ABD ile inatlaşmasından kaynaklanıyor. Düşük Yuan politikası ABD kurmayları tarafından sürekli eleştiriliyor. Çünkü bu durum FED ve Beyaz Sarayın ekonomi politikalarına uymuyor. Bu durumu bertaraf etmek isteyen ABD ve Fed, düşük faiz politikasıyla bu durumdan kurtulmaya çalışıyor. Bu koşullar altında gözler 3 ve 4 Kasımda yapılacak olan FOMC toplantılarında olacak. Toplantılarda genel beklenti FED’in piyasalardan tahvil alarak para süreceği yönünde. Bu durma karşı çıkan ya da şu an için gerek olmadığını söyleyen Fed üyeleri de var. Gözler bu iki grupta ve FOMC toplantısı açıklamalarında olacak. Tahvil alımı çıkması durumunda piyasaya basılan bu dolar miktarı hem yurt içinde hem yurtdışında dolarda ciddi kayıplara sebep olabilir. Ancak bu durumun ertelenmesi veya alım yapılmaması tam tersi etkiyi yaratacağı gibi hem borsalarda hem  emtialarda ciddi satış baskısı yaratabilir. Tabi bu durumda dolar faizlerinde ciddi bir yükseliş görülürken doların değerinin yeniden yükselmesini de bekleyebiliriz. Şimdilik birçok soru işaretine sahibiz. Ancak bu durum çok uzun süremeyecektir. 4 Kasımdan sonra piyasalar yeni bir senaryo yazabilirler kendilerine.
Son olarak yurtiçine bakmakta yarar var. Son dönemde ciddi bir yükseliş eğiliminde olan ve rekor üstüne rekor kırarak altına bir anlamda rakip olan İMKB 100 endeksi kritik bir seviyeye yaklaşmış durumda. Dolar bazında yükselişini tamamlamadığından, şimdiki yükselişini 70000-71000 seviyesine kadar sürdürebilir. Ancak bu seviyeden itibaren bir satış baskısı bizleri bekliyor olacaktır. Özellikle Eylül ayında referandum sonuçlarının iktidar ve piyasaların isteğine uygun olarak gelmesi endekste 70000’li rakamlara kadar yükselişi de beraberinde getirdi. Önümüzde ciddi bir seçim olması tek parti iktidarından yana tavır koyan yabancı yatırımcılar açısından oldukça önemli.  Olası bir koalisyon fiyatlaması piyasaların geldiği bu seviyelerin altında kalmasına yol açabilir. Kısa vadede ciddi bir düzeltme baskısının olacağını da tahmin edebiliyoruz. Bu durumun değişmesini sağlayacak olan faktör sıcak para akışının devamlılığının sağlanması olacaktır. Yani para ve emtia piyasalarında olduğu gibi borsalarında gözü 4 Kasımda FOMC toplantısı sonuçlarında olacaktır. Endekste seçim ve sıcak para akışı belirleyici faktörler olarak göze çarpıyor. Doların yurtdışındaki seyrine baktığımızda yurtiçinde 1,40 seviyesine kadar düşüşümüzün sebepleri de net olarak anlaşılabiliyor. Bu durum reel sektörü olumsuz etkilese de dolar faizlerinde bir hareketlenme olmadan ve FOMC piyasaya para enjekte etmiyorum demeden bu düşüşün önüne geçmek oldukça zor olacaktır. Kurdaki beklentilere gelince 1,46 yıl sonu kapanış hedefimiz devam ediyor. Özellikle yıl sonuna doğru dolarda beklediğimiz kapanış ve toparlanma havası oluşursa bu seviyenin üzerinde kapanışlarda yapabiliriz. Kısa vadede şartlar düşünülürse 1,37 seviyesinin kur açısından taban olduğunu söyleyebiliriz. Genel olarak yurtdışına bağlı seyir devam edecektir. Özellikle eur/usd’de görülebilecek geri çekilme hareketleri kurun yukarı yönlü hareketlerini beraberinde getirebilecektir. 

Yorum Yapmak İçin Üye Olun ya da Giriş Yapın.!

DİĞER MAKALELERİ

Enflasyonist Baskılar Ve Dolar

Yayın tarihi : 01.01.2011

info@insaattrendy.com

Global çaptaki gıda ve enerji fiyatlarındaki artışa karşı gelişmekte olan ülkeler faiz oranlarında artışa gidiyorlar ve gelişmiş ülkeler de aynı yolu izleyecekler.

Devamını Oku

Rekorların Ve Endişelerin Gölgesinde 2010 Ekonomis..

Yayın tarihi : 01.10.2010

info@insaattrendy.com

2010 yılına 1,52 seviyesinde tutunamayarak 2009 Aralık ayının başından itibaren düşmeye başlayan bir Eur/Usd paritesi ve bu karışık ortamdan yararlanarak yükselmeye başlayan bir emtia piyasasıyla girmiştik.

Devamını Oku

Gözler Hala Yunanistan'da

Yayın tarihi : 01.04.2010

info@insaattrendy.com

2009 yılı krizin hasarlarının en derin etkilerini gösterdiği, kayıpların en çok olduğu dönemdi. Yıl içerisinde, dünya ekonomisinin rezerv para birimi olan dolar üzerinde oldukça büyük bir baskıdan ve bu baskının etkisiyle sert değer kayıplarından bahsedebiliriz. Doların bu denli sıkıntılı bir dönem geçirmesi gözleri rezervlere çevirmişti...

Devamını Oku

Yeni Bir On Yıl Başlıyor

Yayın tarihi : 01.01.2010

info@insaattrendy.com

Artık yeni bir yıla giriyoruz. Geride beklenmedik gelişmeler yaşadığımız bir 10 yıl bıraktık.

Devamını Oku

Son Çeyreğe Girerken:Beklentiler Ve Seneryolar

Yayın tarihi : 01.10.2009

info@insaattrendy.com

2009 yılının ilk döneminden itibaren finansal sektörlerdeki gözlemlenen genişlemenin sonuna gelip gelmediğimiz ya da bu ekonomik ve finansal durumun ekonomik veriler tarafından desteklenmemesi durumu son çeyrek analizlerinde temel tartışma konusu olarak belirlenmiş gözüküyor.

Devamını Oku

1
 
2
 
3
 
>>