Akın Kıraç - Şehri Bilmek Kendini Bilmektir
Türkiyenin en büyük inşaat haber portalı.

YAZAR DETAY

 

Akın Kıraç

haber@insaattrendy.com
18.04.2012

Şehri Bilmek Kendini Bilmektir

 

İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen ah nice okumaktır. Maddeyi bilmek ilim gerektirir, Kendini bilen maddeyi bilir,sen kendini bilmezsen maddeyi okuyamazsın.Bu bağlamda şehir şehir bilmektir, şehir kendin bilmektir, sen şehrini bilmez sen ah nice yaşamaktır. Ne de güzel söylemiş atalarımız değil mi? Kendini bilenler ile bilmeyenlerin ayrışımını nede güzel anlatmış. Şehirleri inşa edenler; okuyanlar, yazanlar çizenler ve arka planlarında ki tasavvurlar. Okuyanlar önlerine ne kondu ise onu okudular. Okudukça tasavvurları gelişti. Eğer doğru şeyi okuduysalar tasavvurları doğru olarak gelişti. Yanlış şeyler okuduysalar yanlış tasavvurlar oluştu. Olay aslında bu kadar basit. Memleketin halini, şehirlerinin halini eleştirenler, soranlar aslında buraya bakmalılar. Dolayısıyla okuyana değil okuduğuna bakılmalı. Okuyanlar neler okudular ve şehirler bu duruma nasıl geldi. Her şey bununda ötesinde insanın madde ile iletişimine bağlı. Maddeye bakış açınız sizin neyi nasıl okuduğunuzu ele vermekte. İnşa edilen şehirler bu alt yapının yani tasavvurun bir sonucu olarak şekillenmekte. Maddeyi okuyamayan, hatta maddeye bile kullan at mantığı ile yaklaşan bir tasavvurun sonucu ancak mevcut şehirleri oluşturabilir. Duygudan yoksun, içeriksiz, canlıların üstüne üstüne gelen ve arka planında tüm canlıları kendine hizmet aracı görmek isteyen bir tasavvurun sonucudur günümüzdeki şehirler. Yani firavunlaşmanın farklı boyutları tezahür etmekte dünyamızda. Anadolu coğrafyası uzun zamandan beri bu tarz bir taarruza maruz kalmamıştı. Küreselleşme denen illet tasavvurları sakat olan virüslü kafaların Anadolu da yer etmesine fırsat tanıdı. Henüz modernleşmenin ne olduğunu tasavvur edemeyen bu toplum ise eskiden kalma insan tasavvuru bakış açısı ile insandan geleni zararlımı zararsız mı ayrışımını yapmadan topraklarını ve de aslında kendini yani yenilenme sürecinde ki tasavvurunu hasta tasavvurların eline bıraktı. Anadolu aslında inşa etme sürecinde birçok sebepten dolayı bu taarruza tedbirsiz yakalandı. Maddeyi okurken yanlış okuyanlar, bununla yetinmeyip yanlış okuyuşlarını başkalarına da yanlış okuttular ve alışılan yanlış okuma artık bir hayat tasavvuru olmaya başladı. Bu bağlamda bizler aslında dünyanın gündeminde olan sürdürülebilirlik kavramını tarihimizde içselleştirmiş ve bir bakış açısı, bir hayat tasavvuru olarak zaten uygulamaktaydık. Sürdürülebilirlik aslında sonradan alınacak palyatif tedbirlerle olabilecek bir olay değildir. Sürdürülebilirlik ta işin başında hayat tasavvuru ile birlikte başlayan, maddeye ve tüm evrene sevgi ve saygıyı gerektiren bir olaydır. Tüm inşa süreçlerinde kullanacağınız her türlü araç dünyalı ve insani olmalıdır. Evrende herhangi bir şeye en küçük bir zararı olan hiçbir ürün hiçbir proje, hiçbir mantık sürdürülebilir değildir. Tabi sürdürülebilirlik mantığını bahsedilen mantık açısından ele alırsak bu sonuçlara ulaşabiliriz. Yok, eğer sürdürülebilirlik tasavvurları virüslü olanların mantığı ile sürdürülebilirlik yine bir sömürme veya kandırma aracı ise insanlık tarihi bu süreçleri daha önce yaşadı. Tabi burada bu olayların perde arkalarını açmamızın sebebi bireylerin ve toplumların her zaman sürdürülebilirlik kavramını ağzından düşürmeyen ve bu konuda çalışma üreten kişi veya firmalar hakkında dikkatli olmalarıdır. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Toplum olarak bu saatten sonra uyanık olmamız şart. Çünkü sürdürülebilirlik tasavvuru sakat olanlar aslında madde ile birlikte insanın sömürülmesini maksimuma çıkarmak için uğraşmaktalar. Tüm dertleri daha çok nasıl tüketir, daha çok nasıl kullanırız. Eminim ki gece gündüz bunun hesabını yapmaktalar. Bu mantık bu coğrafya ya ters. Bu coğrafya da yüzyıllardır sürdürülebilirlik hayatın tüm alanlarında uygulanmakta idi. Yani atalar söylememiş yapmışlar. Hatta o toplumda böyle bir gündemin olması bile imkânsızdı. Çünkü hayat tasavvurları sevgi ve saygıdan ibaretti. Dolayısıyla toplum olarak sürdürülebilirlik kavramını çok kullanan ve o uğurda bir şeyler yapmak isteyen kişi ve kurumlara dikkat etmeliyiz. Arka planında hangi tasavvurun olduğuna dikkatlice bakmalıyız.

Yorum Yapmak İçin Üye Olun ya da Giriş Yapın.!

DİĞER MAKALELERİ

1
 
2
 
3
 
4
 
>>